KENE SORUNUNA BİLİMSEL ÇÖZÜM
Keneyle mücadele etmek için Kenenin biyolojik özelliklerini bilmemiz şarttır.
Öncelikle bilinmelidirki sorun KENE değil, asıl sorun Kırım Kongo kanamalı ateşi virüsüdür. (KKKA virüsü).
Kene öldürmüyor, virüs öldürüyor. KKKA virüsü kenelerde oluşan bir virüs değildir, bu virüs hayvanlardan kenelere geçer, keneler taşıyıcıdırlar. Keneler 50 den fazla virüs ve hastalığın taşıyıcısıdırlar.
Nasıl ki bir İnsan bazen grip virüsüne yakalanır ve o virüsü bir haftada kendi vücut direnci ile yeniyorsa, hayvanlarda nadirende olsa KKKA virüsüne yakalanabiliyor ve bu virüsü kendi direnciyle 7-10 günde yok edebiliyor. KKKA virüsü Hayvan vücudunda çoğalamıyor ve ancak 10 gün yaşayabiliyor. Fakat İnsan vücudunda çok çabuk ürüyor ve ölümle sonuçlanabiliyor.
Kırım Kongo kanamalı ateşi virüsü insanlara ve hayvanlara kene ısırmasından bulaşabildiği gibi, hayvanlardan insanlara ise, kan, salgı ve çiğ etten geçebilir.Hatta sütten dahi geçebildiği tahmin ediliyor.Asıl tehlike, bu virüsün hayvanlardan insanlara bulaşabilmesidir.
Hayvanlar kene ısırmalarına daha fazla maruz kaldıklarından bir Hayvanı yüzlerce kene ısırabilmektedir. Hayvan bir keneden aldığı virüsü yenemeden başka kenelerden bu virüsü yeniden alıyor ve veriyor. Bu durum, bir taraftan kenelerin hızla çoğalmasına, virüsün hızla yayılmasına ve kısır döngü oluşturmasına, diğer taraftan virüsün Hayvanlardan insanlara bulaşma ihtimalinin artmasına neden olmaktadır.
Kene epidemisinde olduğu gibi Kene mücadelesinde de Hayvanlar en büyük rolü oynamaktadırlar. Hayvanları Kene istilasından koruyamadıkça, İnsanları KKKA virüsünden korumak mümkün değildir. Hayvanları kenelerden koruyabilirsek, insanlar bu virüsden dolayısıyle korunmuş olacaktır. Kenelerin biyolojik özellikleri incelendiğinde kenelerle mücadele etmek pek de zor değildir. Keneler kan ile beslenirler, kan emmeden yumurtlayamazlar, evrim geçiremezler ve çoğalamazlar. Kan ihtiyacını ise %99 hayvanlardan, %1 insan kanından sağlarlar.
Kenenin yumurtlaması için kana ihtiyacı vardır. Kan emmeden yumurtlayamaz. Yumurtalardan çıkan larvaların gelişip Nimf dönemine geçebilmesi için tekrar kan emmesi gerekir. Nimfden erişkin keneye geçmek için yine kan emmek zorundadır. Kene ömründe 3 defa kan emer ve her kan emdikten sonra konağını terk eder.
Larvalar insanları ısırmaz. Fare, kuş gibi küçük hayvanları ısırır. Nimfalar, kedi, köpek, tilki gibi orta boylu hayvanları ve nadiren İnsanları ısırır. Erişkin keneler ise tercihen Büyükbaş Hayvanları ve İnsanları ısırır. Keneler genelde İnsanları tercih etmezler. İnsanların keneler tarafından sıkça ısırılması Kene epidemisinin bir göstergesidir ve durumun vahim olduğunu gösterir. Erişkin dişi kene, üçüncü (son) kan emişinden sonra döllenmeye hazır olduğunu erkek kenelere bildirmek için etrafa bir sinyal gönderir. Bu sinyali alan erkek kene, dişi keneyi bulur ve döllenmeden sonra ölür. Döllenen dişi kene ise yumurtalarını bırakacak uygun bir yer (genelde 15-20 cm. yükseklikteki yapraklara yumurtlarlar) bulup yumurtlamaya başlar.Her 10 dakikada bir yumurtlayan kene birbirine yapışık tek parça şeklinde iki-üç bin yumurta bıraktıktan sonra, yumurtalarını dış etkenlere karşı koruyucu bir salgı ile kaplar ve bu son görevden sonra o da ölür. Kenenin yaşam zinciri tekrar, yumurta- larva, larva-nimf, nimf- erişkin kene olarak devam eder. Kene ile başarılı mücadele için kenenin kan emme zincirini kırmalıyız.
Keneler, kan olan yerde yaşayabileceklerinden, sıcakkanlıların “hayvanlar ve insanlar” bulundukları yerlerde yaşarlar. Sıcakkanlıların olmadığı veya geçmediği yerde kene bulunmaz. Kısaca, kan olmayan yerde kene fazla yaşayamaz.
Keneler, avlarını “sıcakkanlıları” aramazlar ve peşlerine düşmezler, avlarının kendilerine gelmesini beklerler. Keneler sıçrayamazlar, uçamazlar, avlarının geçebileceği yerlerde larva azami 20 cm, nimf 40 cm, erişkin kene ise azami 80 cm yükseklikteki otlarda avlarının kendilerine temas edecek şekilde geçmesini beklerler.
Keneler yaradılış ve içgüdüleri ile sıcakkanlıların nereden ve ne zaman geçeceklerini çok iyi bilirler. Kenelerin ön ayaklarının uçlarında bugünkü bilimi hayrete düşürecek hassasiyette algılama organları vardır. Bu organlar sayesinde kene, sıcakkanlıların ağızlarından çıkan nefesi bile çok uzaktan algılayarak nereden gelip geçeceklerini milimetrik olarak hisseder ve sıcakkanlının geçeceği yerde sabırla ve dikkatle bekler. Canlı oradan geçerken yıldırım hızıyla ayak uçlarını uzatıp yapışıverirler.
Keneler yanlarından temas ederek geçen sıcakkanlılara asıldıktan sonra hemen sokmazlar. Çünkü, kenenin kan emme işlemi erkek kenede 8, dişi kenede ise 15 güne kadar sürebilir. Kene bu uzun süre içerisinde fark edilmeyecek, rahatsız olmayacak, nemli, sıcak, derinin ince olduğu ve kan dolaşımının yüksek olduğu uygun bir ortam aramaya başlar. Bu arama işlemi takriben 3 saate kadar devam eder. Ancak, uygun bir yer bulduktan sonra sokmaya ve kan emmeye başlarlar. Asıldığı canlının kimyasını beğenmediğinde veya o canlının üzerinde bir kene ilacının etkisi devam ediyorsa sokmadan uzaklaşır. Kenenin bu seçici özelliğinden dolayı bazı insanları kene ısırmaz.
Kenenin kan emme zincirini kırmak ancak, büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvanların, barınaklarıyla birlikte aynı anda, DOĞRU bir Kene ilacı ile ilaçlanmasıyla mümkündür.
Kenelerin çoğu hayvanlar üzerinde asalak olarak yaşarlar. Doğru bir ilaç ve bilinçli bir uygulamayla, hayvanların üzerlerindeki ve barınaklarındaki keneler yok edilebilir. Diğer sıcakkanlılar “kuşlar, fareler, yabani hayvanlar” üzerindeki kene miktarı, Epidemi yapmaya, dolayısıyla insanları ısırmaya sayısal olarak yeterli olamayacaklardır. Kene mücadelesinde en önemli unsur DOĞRU ilaç kullanmaktır.
Herhangi bir haşere ilacını hayvanlara ve kendi üzerimize süremeyiz. Mevzuat gereği, haşere ilaçlarının etiketinde uyarılar bölümü aynı bilgileri içerdiğinden, insanlarımız tehlikeli ilaçlarla tehlikesiz ilaçları ayıramamaktadır.
Yeni nesil, su bazlı, tehlikesiz bir ilaçla hayvanları barınakları ile birlikte, hayvanlar içerdeyken maske bile takmadan ilaçlamak mümkündür. Bu durumda, hayvanların üzerindeki ve çevresindeki tüm keneleri tamamen yok edip, yenilerinin o alana uzun süre gelmesini önlemiş oluruz. Su bazlı yeni nesil haşere ilaçları aynı zamanda soğukkanlılar üzerinde Repellent (caydırıcı, uzaklaştıcı) etkiye sahiptirler.
İlave olarak, halkın yoğun olduğu piknik ve pazaryerlerini, cadde-sokak ve evlerimizin etrafını da ilaçlarsak kene sorununu çözmüş oluruz.
Son yıllarda kenelerin hızla çoğalmasının en büyük nedeni bilinçsiz ilaçlamadan kaynaklanmaktadır. Kene mücadelesi için yeşil alanları gelişigüzel ve hesapsızca ilaçlamak, Kenelerin yok olmasına değil, tam aksine Kenelerin çoğalmasına neden olmaktadır. Çünkü bilinçsiz ilaçlamayla doğanın ekolojik dengesini sağlayan,özellikle de Kenelerin çoğalmasını önleyen karıncalar ve diğer Haşereleri yok ederek Kenelerin çoğalmasına neden oluruz. Karıncalar haşere popülasyonunu dengeleyen çok önemli varlıklardır. Her bir Karınca Kolonisi günde 30 bin haşereyi yiyerek yok eder. Karıncalar kenelerin, yumurtalarını larvalarını, nimfalarını yiyerek beslenirler. Hatta 10-15 karınca birleşerek erişkin bir keneyi bile yerler. Kenelerin yumurtaları karıncalar için önemli bir besin kaynağı ve hatta birer delikates dirler. Karıncaların olduğu yerde keneler çoğalamaz. Haşereler bizim için hayati önem taşımaktadır. Haşerelerin dünyamızdan tamamen yok olması insanlarında dünyadan 5 yıl içerisinde silinmesi demektir.Haşereler olmadan insanlar sadece 4-5 yıl hayatta kalabilirler. Onun için kene ilaçlamasının çok bilinçli yapılması şarttır.